Ara

Büşra Şahin

"Bütün sanatlar gibi edebiyat da hayatın yetmediğinin bir itirafıdır."

Susmayı öğreten öyküler: Susulacak Ne Çok Şey Var Aramızda

Çok konuşmanın önemsendiği ve herkesin susmayı unuttuğu zamanlarda susmanın erdemini hatırlatan bir kitap geldi raflarımıza: Susulacak Ne Çok Şey Var Aramızda. Can Yayınları’ndan çıkan Ezgi Polat’ın kitabı on üç öyküden oluşuyor. Her bir öykü, susarak iletişim kuranların ve hatta susarak daha... Continue Reading →

Reklamlar

YerKuşAğı, sesler ve sözler üzerine

Sesin kelimelere ihtiyacı yoktur. Ses, bizim insan olarak içimizde barındırdığımız; ancak kelimeleri kullanmaya başladığımızdan beri bastırdığımız, gerilere ittiğimiz, sınırlandırdığımız doğamızdır. Bizi doğaya ve hayvanlara bağlayan şeyi kelimeler aracılığıyla koparmışızdır: Her şeye isim vermek/kavramlaştırmak, “şey”leri kendi varlığının dışına ittiği için insan... Continue Reading →

Çocuk edebiyatında hayvanlara yaklaşım ve Epiktetos örneği

Çocuk edebiyatı denilince akla ilk gelen türler masallar, fabllar ve kısa öykülerdir. Bunların ortak yanları didaktik olmalarıdır elbette; çocuğa bir şeyler öğreterek eğitmek, hayata hazırlamak, iyiden yana yol almalarını sağlamak gibi niyetlerle yazılan çocuk eserlerinde en çok kullanılan karakterler (çocuklardan... Continue Reading →

Mizahi Bir Üstkurmaca: ‘Konteyner Zaafı’

Yazınsal türlerin moderniteden postmoderniteye evrilmesiyle birlikte yazarlar, kurmaca metni iyice kurcalamışlar ve yeni teknikler denemişlerdir. Kurmaca metnin merkezine yine metnin kendisini koymuşlar ve yazma süreci üzerine kafa yormuşlardır. Bu bağlamda postmodern metinlerin en önemli unsurlarından biri de üstkurmaca olmuştur. Peki... Continue Reading →

Mizojini, edebiyat ve kadının ikili yansıması

Feminist kelimesinin “erkek düşmanlığı” olarak algılandığı ve bu tabirin sık sık kullanıldığı bir toplumda mizojininin -yani kadın düşmanlğının- kullanılması bir yana bilinmemesi bir tezat oluşturuyor. Feminist düşmanca bir kavramken, asıl düşmanca olan mizojini duyulmuyor bile. Ancak bu bazı düşünebilen zihinlerce... Continue Reading →

‘Gerçek Hayat’ta Erkek Kahramanı Öldürmek Meselesi

Gel gör ki her şey nasıl başladıysa öyle gidiyordu. Tek sorun benim her şeyin nasıl başladığını bilemememdi. Her şeyin nasıl başladıysa öyle gittiğini, hiçbir şeyin benim istediğim gibi gitmemesinden anlıyorum. Bir Ali, bir davamız arasında gidip geliyorum… Bir aşk bir... Continue Reading →

Kurguları değiştiren söz: ‘O Öyle Olmadı’

Bilinir ki sağlam bir edebî metin kurmanın en temel gerekliliği sağlam bir kurgu oluşturmaktır. Kurmacayı nitelikli yapan şey kurma eyleminin kendisidir. Metnin kendi iç-dünyasında oluşturulan bütünlük, yine metnin varoluşsal özelliği olan estetik ile birleşince okunması da incelenmesi de keyifli bir... Continue Reading →

Yazınsal performans sanatçısı: Ali Teoman’ı hatırlamak

Ölümünün yıldönümü vesilesiyle anmak istediğimiz, çok kimsenin okumadığı, daha da büyük bir çoğunluğun adını hiç duymadığı bir yazar Ali Teoman. Asıl adı Ali Tataroğlu olan yazar, 1962 yılında doğdu, 23 Mart 2011’de henüz 49 yaşındayken (ve yaşasaydı yazınsal olarak çok... Continue Reading →

Devletin Tahrif Ettiği Hayatlar ve Yas Mevsiminin Sürekliliği

Dönemlerin politik gelişmelerinin edebiyat eserlerini etkilemesi kaçınılmazdır. Siyasi gelişmeler sonucu yaşanan toplumsal dönemeçler, kesişimler kurmaca eserlerde de kendine yer bulur. Kurmacanın karakterleri üzerinden yansıtılan sosyolojik bunalımlar, ezen-ezilen ilişkileri, iktidarın orantısız güç gösterileri kimi eserlerin asıl derdi haline gelir. Mehtap Ceyran’ın... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑